Ufak çaplı bir kalp krizinden sonra herkese "Selamlar!"
Blogger'a bu kadar zaman ayıracağımı tahmin etmediğimden, eski bir mail adresi üzerinden yayınlarımı ilerletiyordum. Baktım olacak gibi değil. Kaldı ki mail adresim abuk subuk karakterler içeriyor. "q" harfi, "_alttan tire_" derken dedim şunu bir değiştireyim.
Ay! Değiştirmez olaydım.Elimi sürmez olaydım! Gitti mi bütün takip listem.. Dedim "eyvah! şimdi sayfayı da kaybedeceğim!" Yeminlen sayfa bloke oldu sandım. Edischar macerası bitiyor sandım..Verilmiş sadakam varmış, çok şükür bir şey olmadı sayfaya. Eğer size attığım yorumlardan sayfama ulaşamazsanız sebebi, kullanıcı mailimin değişmiş olmasıdır.
Bu kalp krizinden sonra azcık kafa dağıtmak istedim. Açtım 140 Journos 'u. Çok sevdiğim bir Youtube kanalıdır 140 Journos. Bir çok belgeselini izledim. Yenisi çıksa da izlesek modundaydım. "atanamayan öğretmen" isimli belgesellerini izledim. Başlık ile atanamayan öğretmenlere mesaj veriliyor sanırım. Hani o kadar atanamayan öğretmen var, gidip ihtiyacı olan küçümenlere yardım edin der gibisinden. Spoiler vermek istemiyorum fazla ama izleyin derim. Zaten 14 dakika sürüyor topu topu.
Biz burada nelerden şikayet ediyoruz, doğudaki kardeşlerimizin yaşadığı hayata bakın.. Haberimiz dahi olmuyor onlardan. Sonra da şantiyelerde doğulu işçileri görünce beğenmiyoruz, laf atıyoruz. Adam okuyamıyor, para kazanmak zorunda.. Neyse daha fazla spoiler yok. İzleyin.
İnternet sorunum bir boyut daha atladı. Şirket, aboneliğimi başlamadan iptal etti. Gidip elektrikçi bulmam gerekiyormuş. Bu hallolunca yine Heredot gelecek galiba. Emin değilim ama salak Heredot'un söylediği her şey yanlış çıktı. Bir işi beceremiyon daha. Bana artistlik yapıyon. Her neyse konumuz Heredot değil.
"Keşf-i Blogger" etkinliğimiz tüm hızıyla devam ediyor! Katılan herkese teşekkür ederim. Siz paylaştıkça, dalga dalga büyüyecektir. Eminim.
Yazıyı olduğu gibi paylaşıp altına linkinizi eklemeniz yeterli. Bizim gönderinin altına da katıldıktan sonra yorum atarsanız, sizi de listeye eklemiş oluruz.
Bugün Mudanya planım vardı ama bu internet işlerinden ayağımızı mahalleden dışarı atamıyoruz ki. Geldim yine kütüphaneye. Biraz daha takılırım burada, belki bir kahve içmeye dışarı çıkarım bugün. Alırım kitabımı da yanıma.
Muhyiddin Şekur - Yazdan Kalan Son Gül kitabına devam ediyorum. Çok sevdim yazarı, anlatım tarzını.
Okumak istediğim o kadar yeni yazar var ki, sıra ne zaman klasiklere gelecek merak ediyorum.
Güne bir şiir hediye ediyorum ve yazıyı sonlandırıyorum.
Olmaz mı?
Olmaz mı ben seni sevsem dondurmacı kuyruğunda
Ve üzülsek ikindi vakti
Bir arabanın şerit ihlaline, sundurmada oturan çocuğun üşüyüşüne
Balkondaki çamaşır ipinin kısalığına
Ve yolların sabunla yıkanamayışına
Ne yani?
Toplasak hepsini
Senle ben olmaz mı?
Sardunyaları sarkıt pencereden
Başka bir hayat dileyelim,
Kimseye el etmeden
Ne olur yani?
Gerçekle bir bağım varsa, o da düşlerimdir…
Bana güzel şeylerden bahset n'olur
Jehan Barbur
Edischar.


