19 Mayıs 2021 Çarşamba

merhaba.

Şimdi bir yazı yazacağım. “Hikayeni anlat.” diyor. Hakkaten, neydi senin hikayen? 25 yılın özeti, keşfettiğin kadar kendin.. Neler öğrendin, ne kadar buldun kendini?

Nelerde iyisin, neleri “yapamam” deyip bir kenara attın? Körelttin yeneteklerini, hayal gücünü, hislerini, istediklerini.

Gerçekten de büyürken değişiyormuş insan. Bir cenderenin içiymiş hayat. Bir çamaşır makinesi gibi dönüyorsun tamburun içinde. Bazen boğuluyorsun, bazen de arınıyorsun, ama unutma çamaşırlar temiz çıkıyor makinenin içinden. Bu dönemeçlerden, bu tecrübelerden karlı çıkacak olan “Sen”sin.

Bazen kül olacaksın ama her zaman bil “küllerinden yeniden doğma”yı.

Kendini aramak, keyifli de bir yolculuk..

Sadece unutma “yol”da olduğunu.

Teslim olma, duygularına çok fazla.

Her huzursuzluğa eyvallah demeyi bil.

Gülümse gidene, “hoşgeldin” de gelene.

Her zaman bir sığınak bul kendine, kendin olabildiğin, keyif alabildiğin..

Sevgiler,

Edischar.

Küllerinden Yeniden Doğmak



Doğduğumuz ev kaderimiz midir cidden? Peki kendi seçimlerimiz sandıklarımız,
gerçekten de bizim seçimlerimiz mi? Televizyonda psikolojik diziler çoğaldı, herkes kendine terapi yapmaya başladı. E bu da güzel bir bakıma.

Peki şu özgüven meselesi? Peki insanların her dediğini ciddiye almak ve hayatına yön vermelerine izin vermek de ne? 

Ah be kızım Edischar. Sen ne özgüvenli, ne çatlak, ne zeki bir kızdın. Ne oldu da kanatlarını kırmalarına izin verdin. 

-Tamam abla kızma, biz de kırılmış kanadımızı kül eder ve küllerimizden yeniden doğarız!

Gümbür gümbür geliyorum yine hayata, insanlara karşı dimdik! Sana "Yapamazsın, edemezsin." diyenler, potansiyelini göremeyenler utansın.

Sen her halinde güzelsin ve her zaman da yeniden yeniden denemeyi bilirsin. Başarıyı her yerde yakalarsın! 

Bunca yıldır, her yeteneğini köreltmeyi başardın seni tebrik ediyorum ama hiçbir şey için geç değil bu hayatta. Hele ki 25 yaşındaysan, yolun başındaysan. Her istediğini yapabilecek kapasitedesin. Olsun bazen insanın özgüveni düşer, bazen tamamen düşer ama yeniden kalkmayı, güçlü olmayı bilmeli insan. Eğer öyle olmasaydı zaten yürümeyi de öğrenemezdin. Bir kere düşünce bırakırdın, korkardın. Ama korkmadın, yeniden kalktın ayağa. Hadi şimdi koy kendini ortaya. Onlar korksun, onlar seninle nasıl baş edeceklerini bilemesin. 

Edischar

5 Şubat 2021 Cuma

Nereye gidersen git, sen yine sensin.

Neydi arkadaşlık? Neydi özgür olmak?

Bakıyorum şimdi çevreme. Kim gerçekten arkadaşın? Kime güvenip her şeyini söyleyebiliyorsun, hiç çekinmeden. Ya bu da bir gün bu acımı alır da yüzüme vurur, en iyisi kendime saklayayım sırlarımı demeden.. Şimdi beni şöyle sanacak, böyle sanacak demeden.. Arkadaşlık biz küçükken miydi? 

Şu an kardeşim dediğim insanlar bile tatsız bir anı gibi damağıma yapışır oldu. Seni olduğun gibi kabul etmezler, kullanırlar, işlerine yaramazsan çöpe atarlar. Ama yine ihtiyaçları olursa çöpten çıkarırlar. 

Şimdi bir çocukluk arkadaşım var. 10 yaşından beri kopmadı bağımız. O Portekiz'de, ben ise Amerika'da. Aslında nasıl da kafamız uyuyormuş. İkimiz de doğduğumuz ülkeden kaçma peşinde. Hep yabancı ülkelere ve kültürlere özenerek geçen çocukluğumuz.

Onu seviyorum, konuşurken çok rahatım da, ama her şeyimi söyleyemiyorum. Ya anneme tüm bildiklerini anlatırsa? Artık annesinden sır saklayan çocuklarız çünkü. Öğrendik yalan söylemeyi. O söylemese bile, annesi anneme söyler diye, yine saklıyorum hayatımın gerçeklerini. 

Bir de nedir özgür olmak? Özgür müyüm kendimi gerçekleştirirken? Beni beğenirler mi, böyle kabul ederler mi? Hep bir kendi gerçekliğini saklama kafası..

Biliyor musunuz, yine de ben hayatımdan çok memnunum, bu tadı kaçmış ilişkilere rağmen.

 "Ateşböceği Yolu" dizisini buldum netflixte. En sevdiğim romanlardan biridir, diziye uyarlamışlar. Ordan aklıma geldi bu. Birbirlerinin her şeyini bilip yine de kabul eden iki zıt karakter ama müthiş bir bağ. 

Şimdi bugün evdeyim, dinleniyorum aldırmadan zamana.. Oh be.. Dünya varmış(!)

29 Ocak 2021 Cuma

Kafam Akvaryum

Şu hayatı paket halinde verselerdi ya. Youtube'dan farklı hayat tarzlarını izleyip özeniyoruz. Yok sağlıklı yaşam, yok sağlıklı yemekler, efendime söyleyim mum yapanlar, örgü örenler, doğal krem yapanlar, hyyga myyga...

Binbir türlü kaliteli yaşadığını gösteren insanlar.. Özeniyorum, hepsini yapmak istiyorum. Hem iyi fotoğraf çekeyim, hem gezgin olayım hem evimin dekorasyonuyla uğraşayım.. Olsaydı ya şöyle paketler, yetenekler paket halinde verilseydi. 

25 yaşına geldim, bak ciddiyim hala daha keşkelerle yaşıyorum. Şunu yapsam, bunu yapsam, ah şöyle olabilseydim.. Nedir bunun sırrı? Zamanımız da var. Korona geldi, herkes evinde nasılsa artık. İstemesen de evdesin. 

Nasıl bulacağız akan su yolunu? Maymun iştahlı gibi her şeyi de denemek istemiyorum ama bir şeylerde en iyisi olmalı insan.. Bir özelliğiyle bilinmeli. "Bu işte çok iyidir, bu konuda tavsiye mi lazım? şu insana git.." 

Velhasıl kelam yine motivasyona ihtiyacım var. 

Bir sırt çantası olmalı insanın, yanında taşımalı kitabını, yemeğini, hobisini.. 

Şimdi oturdum "masumlar apartmanı"nı izliyorum. Son bölümdeyim, 19.  Amerika'ya geldim geleli bu sefer de Türk işlerine merak saldım. Uzağa gelince anlaşıldı bazı şeylerin kıymeti. 

Her neyse, mutluyum ama. Sanmayın ki şikayet ediyorum. Hayır! Daha fazlasını katmak istiyorum kendime. Tüm mesele bu. 

İyi ki şu Edischar var, rosy yanaklı, masal kahramanımız. Hayatın içinde bir hayat. Yine çekip çıkarıyor hayat rutinin içinden. 

Kalbinde hep bir merhamet, umut ve ışık..

Işıldasın günlerimiz! Heyhat!!

n'apacaksın döndüğünde devran?

Edischar.

24 Ocak 2021 Pazar

EV-LEN-DİM!

Sırf evlenmeyi mi beklemeliydim buraya gelip yazmak için! Hiç mi acıman yok, ne güzel günlerin geçti bu blogger da be Edischar. Zalımsın kızım. 

Bayanlar baylaaarrr, çılgın ve muzur kızımız Edischar'ın başı bağlanmış, dünya evine girmiştir, tüm sevgili blogger ailesine duyurulur!!

Hem de nerede evlendi??? Tabiki geçtiğimiz yazıda bildiğiniz üzere, rüya memleket Amerika'ya gelmiştim. Hiç buraya geldikten sonra geriye döner miyim? Asla :)

Kocişkom. Ne yaptım ne ettim en sonunda beyaz atlı prensime kavuştum <3 Şimdilik sır perdesini aralamıyorum, lakin mutlu bir yeni gelin olduğumu bilin yeter.

Henüz balayına gidemedik, yarın rüya gibi bir yere gitmeyi planlıyoruz. Şu aralar popüler olan Lake Placid bizim için ideal. Burada kış çetin geçiyor. Biz de tatilde, DAHA DA ÇOK KAR olan bir yere gidip karın tadını çocuklar gibi çıkaralım istedik ehe. Şaka bir yana, hep kafamıza kazınmış olan, şömine başında oturmak, karşılıklı içeçeklerimizi yudumlamak .. Tek romantizm anlayışımın bu olması.. Bizi dağ evinde romantik balayına doğru sürüklemeye yetti.

Evlenmemin yanı sıra, bu artık Türkiye'ye dönmeyeceğim ve Amerika'da yaşayacağım anlamına geliyor. 

Helal be sana Edischar, ne yaptın ettin çıktın kabuğundan. 

Bu arada İngilizcem de acayip gelişti. En güzeli gelip buralarda öğrenmek, öbür türlüsü zor.. Zaten Türkiye'de öğrendiğin ingilizce, ingilizce değil. Bir Amerikan aksanını gel duy, "Bu hangi dil ? Senelerce öğrediğim dil bu olamaz." dersin..

Ponçiklerim, siz nasılsınız? Neden bu bilgisayar başına oturmak bu kadar zor? Özellikle fotoğraf yüklemek !! off. Keşkem üşengeç olmasaydım da sizinle bol bol fotoğraf paylaşsaydım(!)

Belki de artık bir macbook alma zamanım gelmiştir.

Bol kucaklı sevgiler, korona günlerinde bile,

Edischar.

6 Aralık 2020 Pazar

Amerikanya Rüyası



Arkadaşlar!! 
New York'tan bildiriyorum. 
Şimdi siz de benim gibi bir Türkiye'li olarak, New York deyince hemen Times Square, Manhattan, Central Park falan algılıyorsunuz. O iş öyle değil. New York, kocaman bir eyalet. İçerisinde şehirler var. Şehirler o kadar büyük değil, bizim ilçelere benziyor. Ben de onlardan birindeyim işte. Upstate New York diyorlar genel olarak.

Yav arkadaş, ben ülkeme kurban olaydım. Burada kış çok farklı. Saat 4 buçukta hava kararıyor. Her gün D vitamini alıyorum. Almazsan, kollarını kesersin diyorlar. Çünkü güneş yok güneş! 

Yemek desen, yiyorum yiyorum doymuyorum. Çünkü yiyeceklerde besin yok.. Sebzeler bir tatsız bir tatsız. Organik domates, salatalık falan alıyorum işte ekstra ücretle.

Bir de çok soğuk. Kar yağıyor burada. Dağ başına gelmişim meğer. Siirt gibi bir yer. Ama gene de kocaman süpermarketler var. Pizzacılar var işte, küçük bir kasaba bile olsa.
New York'ta okul açılmayınca böyle ucuz bir çözüm buldum kendime ama bilmiyorum ne kadar doğru ettim. 

Amerika'lılar gerçekten çok Amerikalı! Burger yiyip, bira içiyorlar ve beyzbol maçı izliyorlar. Bir de kasket şapka takıyorlar. İlk günler böyle kendimi Amerikan filmi içinde hissetim. Hatta 2-3 hafta öyle geçti. Şimdi biraz daha alıştım.

Arkadaş bir de bunların aksanı beni mahvetti. Tüm özgüvenim yerlerde. İngilizcem tam gelişti diyorum, bir starbucks'ta kahve sipariş edeceğim, "akfhakljfal" diyor bana. Hönk diye kalıyorum. Ne diyon la? 
How are you doing? diyormuş, "naber" demek. Ama o nasıl bir aksan?? 

Niagara Şelalesine gittim bu sürede, bir de Florida. Eğer oturabilirsem bilgisayar başına yazarım.

Şimdilik kendinize iyi bakın.
Edischar.

5 Aralık 2020 Cumartesi

Edischar Amerika'da!



Hey dostlar!!

Nasılsınız?? Bu girişi sevmiyorum ama, ne kadar uzun zaman olduu!!!

Koronadan ölmedim şükür elhamdülillah. 

Şuan Amerika'dayım! "Ah bizim çılgın ! :)" dersiniz siz şimdi. 

Eylülün 22'inde geldim New York'a. Valla New york. Gözlerime mi inanamıyom :O

Aralıkta olduğumuza göre 3 ayı bitirmişim burada.

Kız İngilizce kursu diye geldim, okullar açılmadı iyi mi.. Online ingilizce kursu alıyorum, hem de Amerika'dayım. Geziyorum işte. İngilizceyi ilerlettim şükür. 1.5 yıl önce başlamıştım blogta ingilizce motivasyonumu anlatmaya. Hatırlayan hatırlar. 

Şimdi biraz kafa karıştırıcı oldu , dur baştan alalım.

New York'ta bir okulda İngilizce programı satın aldım. Yüzyüze eğitime gelecektim. Online olarak Türkiye'de başladım, daha sonra vizeyi alınca da Amerika'ya gelip devam edecektim. Vize çıktı, Amerika'ya geldim. Tam okul açılacak bir mail geldi. "Korona vakaları artışından dolayı, okulumuz Ocak ayında açılacaktır." diyor. Aslında çok da şeyetmedim. sonuçta Amerika'dayım. 

Daha ne kadar buradayım belli değil. Umulur ki daha fazla yazayım.

Kimler burada? Bir tıklatın :)


Sevgiler, 

Edischar.

22 Haziran 2020 Pazartesi

İçinde mi dışında mı ?


Geçmiyorr günleerrr geçmiyorr.. dırırım.. Burada çiçekler açmıyor. dırırım..

A be canlar! Geçmiyor günler. Arkadaş, biz de "Boş olsak, şunu yapacağım, bunu da yapacağım." diyen insanlardık. Ne oldu şimdi? Hadi söyle bakalım. Evden çıkmıyorsun, hadi üretken ol hadi!

Ne olur üstüme biraz üretkenlik atın. Üstüme motivasyon atıınn. Hava hep yağmurlu. Bir tek teras var evde, onda volta atıyorduk. Şimdi onu bile yapmıyoruz. El kol kalkmıyor. Siz n'apıyorsunuz evde? Biraz öneri verin n'olur.. 

Çok ilginç ki bugün baya evde spor yaptım. Bir de tığ ile oya öğrenmeye başladım dün. En azından elim oyalansın da azcık kendimi üretken hissedeyim.

Yeni yemek tarifi bile denemiyorum şuan. İşler askıda. Hani "Bunu yapsam ne olacak ki? Kazancım ne?" diyorum.. Ne değerliymiş bir starbucks'a gidip kahveni yudumlamak. 

Gençler , huu !! Haydi biraz canlanalım, birbirimize azcık motivasyon ve ışık yollayalım. Kamon beybiii.

Çoğu kimseler yok buralarda şu aralar. Olanlara selam olsun. Yorumlarınızı bekliyorum, bir iki el sallayın.

Görüşürüz
Edischar. 


20 Haziran 2020 Cumartesi

What's your purpose of visit ?

Şöyle pasaportumuzu kendimiz hazırlayıp kullanabilseydik keşkem.

Hey! Selam!
Korona etrafta kol geziyorken sen ne demeye yurt dışına çıkıyon ? Te Allam. Pasaportmuş da bilmem neymiş.

Dün pasaport çıkartmaya gittim. Yeşil vardı, süresi bitti. İlk defa bordo pasaport alacağım.

Hiç bilmezdim bir biyometrik fotoğraf çektirmenin bu kadar zor olacağını.. 

Bursa'dayız. Hava yağmurlu. Koronanın en yüksek artış gösterdiği memleket olduk bravo. Herkes dışarıda, tebrikler. Bir de Cuma saatindeyiz. Pasaport randevusu ise saat 4'te. Bursa merkezin göbeğindeyim. Fotoğraf çektireceğim. Bir fotoğrafçı buldum. Lise mezuniyet fotoğrafımı burada çektirmiştim. Niyeyse hemen oraya gitmeyi tercih ettim. Etmez olaydım. 5 saniyede fotoğraf çekti herif. Ağzım yüzüm yamuk.
Bir de elektrikler gitti!! Töbeee. 
Dedim "Ben bu fotoğrafı almıyorum. Ne biçim bu böyle.". Bıraktım, çıktım.

Fotoğrafçı arıyorum yana yakıla. Elimde google maps. Buldum bir tane. "Öğleden sonra veririm fotoğrafı, düzeltecek eleman yok." diyor. İyi güç bela teslim saatini ayarlıyoruz. Elimi sürekli dezenfektanlıyorum. 

Eve geldim, misafirler var.

Sonra saat 3 oldu. Çıktım fotoğrafı almaya gittim. Darlıyor fotoğrafçı da. "Nereye gitcen? Napcan? Eğitime mi gidiyon?". 
+Abi onu bırak da, altıparmağa dolmuş var mı burdan? 

Gidiyorum, dolmuşçulara. Bursa'da trafik tek yönden akıyor. O yüzden gerisin geriye gidemiyorsun. Neyse yürümeye karar verdim. 15 dakikada nüfus müdürlüğündeyim.

Oradaki pasaportçu da darlıyor. Ya abi neden gereksiz gereksiz, hayatımızla ilgili sorular soruyorsunuz ? Bir de ağzımda maske var, yüzümün 4'te 3'ü maskeyle kaplı.. Hala yavşayabiliyorsunuz. Hayranım bu libidonuza. Gene yürüyemiyoz sokakta.

Neyse parmak izi falan derken, işlemler ilerliyor. Elimi dezenfektanlıyorum yine.Yan masadaki hanım yardımcı olacak bu sefer. Diyor ki "Fotoğrafın çok parlamış, kabul olmayabilir." . Bir bu eksikti. Zor bela bir fotoğraf çektirdik, şu virüs günlerinde. Bir de flaş yüzümüze patlamış da, kabul olmazmış. Başka fotoğraf çıkarıp verdim, onu da beğenmedi. Sana benzemiyor diyor.

Az önceki adam da bir kimliğime bakıyor, bir bana bakıyor. Diyorum "Benim, istersen eski pasaporttaki fotoğrafıma da bak.". "Hepsi birbirinden farklı diyor."

Elimizde 4 fotoğraf ve kendim alenen varım. Hiçbirinin birbiriyle alakası yok. 7 sene içinde bu kadar değişim geçirdiysem ne yapabilirim?

İşlemleri tamamladım. Eve de yürüyerek geldim. Yokuş yukarı yürüdüm, iyi spor oldu. Gelince de uyuyana kadar oturduğum yerden kalkmadım. Olsun. Sporumu yaptım sonuçta.

Çılgın sıkılıyorum. Sonumuz hayrola.

Sevgiler.
Edischar.

17 Haziran 2020 Çarşamba

Korona Günlükleri mi?


Selam beybiler! 

Koronadan ölmedim. Yaşıyorum. 
Baktım yine motive olma vaktim gelmiş hemen attım kendimi buraya. Eğer motive olacaksam bu iş burada yapılacak! Boşuna mı kurduk koca(!) blogu.

Yalnız anladım ki, bu blog işi düzenli giden bir şey değil. Bir uğruyon, bir gidiyon öyle devam ediyor işte. 

Evdeyim 4 aydır falan. Patladım. Üretkenlik desen sıfır. Hep ev temizle, yemek yap. Yemek bile yapmıyorum artık. Hem yaz geldi.. Kahvaltılıklarla geçiştiriyorum. Şaka maka yaz geldi ya!! Gençler Edischar neredeyse 1 yaşına girecek farkında mısınız :O Geçen yaz neydi bee. Hep beraberdik dimi? 

Anamm!! Bir kilo verdim kızz!! 61 kiloya düştüm şükür sonunda. Hala tombişim ama olsundu. Daha vereceğim ki. 

Şimdi öncelikle, bir plan hazırlamam gerek. 
Temizlik, kitap çevirisi, montessori sınavına çalışma ve yurt dışı için hazırlanması gereken evraklar. Bu yurtdışı muhabbetini ayrı bir başlıkta daha sonra anlatacağım. Aman hemen anlatırsam nazar felam değer. Kesinleşsin size gittiğim yerden kartpostallar atacağım :p 

Sizce de Edischar, Türkiye'de yaşamak için biraz fazla uçuk değil mi? Bir ülke yetmez ki, hayatını yaşamaya.. İlla yeni ülkeler, yeni hayatlar keşfetmeli. Kızçe, her gün değişiyor! Bir gün blogcu, ikinci gün ortada yok.. Te Allam.. Neyse, bu motive olma günlerinde beraber oluruz umarım.

Hepinizi özledim ki. Canlarım. Kimler burada? Nasıl gidiyor? Karantina modunda mısınız? Umarım hepiniz sağlıklı ve güvendesinizdir. 

Öptüm. Uzaktan.
Edischar.