24 Ocak 2021 Pazar

EV-LEN-DİM!

Sırf evlenmeyi mi beklemeliydim buraya gelip yazmak için! Hiç mi acıman yok, ne güzel günlerin geçti bu blogger da be Edischar. Zalımsın kızım. 

Bayanlar baylaaarrr, çılgın ve muzur kızımız Edischar'ın başı bağlanmış, dünya evine girmiştir, tüm sevgili blogger ailesine duyurulur!!

Hem de nerede evlendi??? Tabiki geçtiğimiz yazıda bildiğiniz üzere, rüya memleket Amerika'ya gelmiştim. Hiç buraya geldikten sonra geriye döner miyim? Asla :)

Kocişkom. Ne yaptım ne ettim en sonunda beyaz atlı prensime kavuştum <3 Şimdilik sır perdesini aralamıyorum, lakin mutlu bir yeni gelin olduğumu bilin yeter.

Henüz balayına gidemedik, yarın rüya gibi bir yere gitmeyi planlıyoruz. Şu aralar popüler olan Lake Placid bizim için ideal. Burada kış çetin geçiyor. Biz de tatilde, DAHA DA ÇOK KAR olan bir yere gidip karın tadını çocuklar gibi çıkaralım istedik ehe. Şaka bir yana, hep kafamıza kazınmış olan, şömine başında oturmak, karşılıklı içeçeklerimizi yudumlamak .. Tek romantizm anlayışımın bu olması.. Bizi dağ evinde romantik balayına doğru sürüklemeye yetti.

Evlenmemin yanı sıra, bu artık Türkiye'ye dönmeyeceğim ve Amerika'da yaşayacağım anlamına geliyor. 

Helal be sana Edischar, ne yaptın ettin çıktın kabuğundan. 

Bu arada İngilizcem de acayip gelişti. En güzeli gelip buralarda öğrenmek, öbür türlüsü zor.. Zaten Türkiye'de öğrendiğin ingilizce, ingilizce değil. Bir Amerikan aksanını gel duy, "Bu hangi dil ? Senelerce öğrediğim dil bu olamaz." dersin..

Ponçiklerim, siz nasılsınız? Neden bu bilgisayar başına oturmak bu kadar zor? Özellikle fotoğraf yüklemek !! off. Keşkem üşengeç olmasaydım da sizinle bol bol fotoğraf paylaşsaydım(!)

Belki de artık bir macbook alma zamanım gelmiştir.

Bol kucaklı sevgiler, korona günlerinde bile,

Edischar.

6 Aralık 2020 Pazar

Amerikanya Rüyası



Arkadaşlar!! 
New York'tan bildiriyorum. 
Şimdi siz de benim gibi bir Türkiye'li olarak, New York deyince hemen Times Square, Manhattan, Central Park falan algılıyorsunuz. O iş öyle değil. New York, kocaman bir eyalet. İçerisinde şehirler var. Şehirler o kadar büyük değil, bizim ilçelere benziyor. Ben de onlardan birindeyim işte. Upstate New York diyorlar genel olarak.

Yav arkadaş, ben ülkeme kurban olaydım. Burada kış çok farklı. Saat 4 buçukta hava kararıyor. Her gün D vitamini alıyorum. Almazsan, kollarını kesersin diyorlar. Çünkü güneş yok güneş! 

Yemek desen, yiyorum yiyorum doymuyorum. Çünkü yiyeceklerde besin yok.. Sebzeler bir tatsız bir tatsız. Organik domates, salatalık falan alıyorum işte ekstra ücretle.

Bir de çok soğuk. Kar yağıyor burada. Dağ başına gelmişim meğer. Siirt gibi bir yer. Ama gene de kocaman süpermarketler var. Pizzacılar var işte, küçük bir kasaba bile olsa.
New York'ta okul açılmayınca böyle ucuz bir çözüm buldum kendime ama bilmiyorum ne kadar doğru ettim. 

Amerika'lılar gerçekten çok Amerikalı! Burger yiyip, bira içiyorlar ve beyzbol maçı izliyorlar. Bir de kasket şapka takıyorlar. İlk günler böyle kendimi Amerikan filmi içinde hissetim. Hatta 2-3 hafta öyle geçti. Şimdi biraz daha alıştım.

Arkadaş bir de bunların aksanı beni mahvetti. Tüm özgüvenim yerlerde. İngilizcem tam gelişti diyorum, bir starbucks'ta kahve sipariş edeceğim, "akfhakljfal" diyor bana. Hönk diye kalıyorum. Ne diyon la? 
How are you doing? diyormuş, "naber" demek. Ama o nasıl bir aksan?? 

Niagara Şelalesine gittim bu sürede, bir de Florida. Eğer oturabilirsem bilgisayar başına yazarım.

Şimdilik kendinize iyi bakın.
Edischar.

5 Aralık 2020 Cumartesi

Edischar Amerika'da!



Hey dostlar!!

Nasılsınız?? Bu girişi sevmiyorum ama, ne kadar uzun zaman olduu!!!

Koronadan ölmedim şükür elhamdülillah. 

Şuan Amerika'dayım! "Ah bizim çılgın ! :)" dersiniz siz şimdi. 

Eylülün 22'inde geldim New York'a. Valla New york. Gözlerime mi inanamıyom :O

Aralıkta olduğumuza göre 3 ayı bitirmişim burada.

Kız İngilizce kursu diye geldim, okullar açılmadı iyi mi.. Online ingilizce kursu alıyorum, hem de Amerika'dayım. Geziyorum işte. İngilizceyi ilerlettim şükür. 1.5 yıl önce başlamıştım blogta ingilizce motivasyonumu anlatmaya. Hatırlayan hatırlar. 

Şimdi biraz kafa karıştırıcı oldu , dur baştan alalım.

New York'ta bir okulda İngilizce programı satın aldım. Yüzyüze eğitime gelecektim. Online olarak Türkiye'de başladım, daha sonra vizeyi alınca da Amerika'ya gelip devam edecektim. Vize çıktı, Amerika'ya geldim. Tam okul açılacak bir mail geldi. "Korona vakaları artışından dolayı, okulumuz Ocak ayında açılacaktır." diyor. Aslında çok da şeyetmedim. sonuçta Amerika'dayım. 

Daha ne kadar buradayım belli değil. Umulur ki daha fazla yazayım.

Kimler burada? Bir tıklatın :)


Sevgiler, 

Edischar.

22 Haziran 2020 Pazartesi

İçinde mi dışında mı ?


Geçmiyorr günleerrr geçmiyorr.. dırırım.. Burada çiçekler açmıyor. dırırım..

A be canlar! Geçmiyor günler. Arkadaş, biz de "Boş olsak, şunu yapacağım, bunu da yapacağım." diyen insanlardık. Ne oldu şimdi? Hadi söyle bakalım. Evden çıkmıyorsun, hadi üretken ol hadi!

Ne olur üstüme biraz üretkenlik atın. Üstüme motivasyon atıınn. Hava hep yağmurlu. Bir tek teras var evde, onda volta atıyorduk. Şimdi onu bile yapmıyoruz. El kol kalkmıyor. Siz n'apıyorsunuz evde? Biraz öneri verin n'olur.. 

Çok ilginç ki bugün baya evde spor yaptım. Bir de tığ ile oya öğrenmeye başladım dün. En azından elim oyalansın da azcık kendimi üretken hissedeyim.

Yeni yemek tarifi bile denemiyorum şuan. İşler askıda. Hani "Bunu yapsam ne olacak ki? Kazancım ne?" diyorum.. Ne değerliymiş bir starbucks'a gidip kahveni yudumlamak. 

Gençler , huu !! Haydi biraz canlanalım, birbirimize azcık motivasyon ve ışık yollayalım. Kamon beybiii.

Çoğu kimseler yok buralarda şu aralar. Olanlara selam olsun. Yorumlarınızı bekliyorum, bir iki el sallayın.

Görüşürüz
Edischar. 


20 Haziran 2020 Cumartesi

What's your purpose of visit ?

Şöyle pasaportumuzu kendimiz hazırlayıp kullanabilseydik keşkem.

Hey! Selam!
Korona etrafta kol geziyorken sen ne demeye yurt dışına çıkıyon ? Te Allam. Pasaportmuş da bilmem neymiş.

Dün pasaport çıkartmaya gittim. Yeşil vardı, süresi bitti. İlk defa bordo pasaport alacağım.

Hiç bilmezdim bir biyometrik fotoğraf çektirmenin bu kadar zor olacağını.. 

Bursa'dayız. Hava yağmurlu. Koronanın en yüksek artış gösterdiği memleket olduk bravo. Herkes dışarıda, tebrikler. Bir de Cuma saatindeyiz. Pasaport randevusu ise saat 4'te. Bursa merkezin göbeğindeyim. Fotoğraf çektireceğim. Bir fotoğrafçı buldum. Lise mezuniyet fotoğrafımı burada çektirmiştim. Niyeyse hemen oraya gitmeyi tercih ettim. Etmez olaydım. 5 saniyede fotoğraf çekti herif. Ağzım yüzüm yamuk.
Bir de elektrikler gitti!! Töbeee. 
Dedim "Ben bu fotoğrafı almıyorum. Ne biçim bu böyle.". Bıraktım, çıktım.

Fotoğrafçı arıyorum yana yakıla. Elimde google maps. Buldum bir tane. "Öğleden sonra veririm fotoğrafı, düzeltecek eleman yok." diyor. İyi güç bela teslim saatini ayarlıyoruz. Elimi sürekli dezenfektanlıyorum. 

Eve geldim, misafirler var.

Sonra saat 3 oldu. Çıktım fotoğrafı almaya gittim. Darlıyor fotoğrafçı da. "Nereye gitcen? Napcan? Eğitime mi gidiyon?". 
+Abi onu bırak da, altıparmağa dolmuş var mı burdan? 

Gidiyorum, dolmuşçulara. Bursa'da trafik tek yönden akıyor. O yüzden gerisin geriye gidemiyorsun. Neyse yürümeye karar verdim. 15 dakikada nüfus müdürlüğündeyim.

Oradaki pasaportçu da darlıyor. Ya abi neden gereksiz gereksiz, hayatımızla ilgili sorular soruyorsunuz ? Bir de ağzımda maske var, yüzümün 4'te 3'ü maskeyle kaplı.. Hala yavşayabiliyorsunuz. Hayranım bu libidonuza. Gene yürüyemiyoz sokakta.

Neyse parmak izi falan derken, işlemler ilerliyor. Elimi dezenfektanlıyorum yine.Yan masadaki hanım yardımcı olacak bu sefer. Diyor ki "Fotoğrafın çok parlamış, kabul olmayabilir." . Bir bu eksikti. Zor bela bir fotoğraf çektirdik, şu virüs günlerinde. Bir de flaş yüzümüze patlamış da, kabul olmazmış. Başka fotoğraf çıkarıp verdim, onu da beğenmedi. Sana benzemiyor diyor.

Az önceki adam da bir kimliğime bakıyor, bir bana bakıyor. Diyorum "Benim, istersen eski pasaporttaki fotoğrafıma da bak.". "Hepsi birbirinden farklı diyor."

Elimizde 4 fotoğraf ve kendim alenen varım. Hiçbirinin birbiriyle alakası yok. 7 sene içinde bu kadar değişim geçirdiysem ne yapabilirim?

İşlemleri tamamladım. Eve de yürüyerek geldim. Yokuş yukarı yürüdüm, iyi spor oldu. Gelince de uyuyana kadar oturduğum yerden kalkmadım. Olsun. Sporumu yaptım sonuçta.

Çılgın sıkılıyorum. Sonumuz hayrola.

Sevgiler.
Edischar.

17 Haziran 2020 Çarşamba

Korona Günlükleri mi?


Selam beybiler! 

Koronadan ölmedim. Yaşıyorum. 
Baktım yine motive olma vaktim gelmiş hemen attım kendimi buraya. Eğer motive olacaksam bu iş burada yapılacak! Boşuna mı kurduk koca(!) blogu.

Yalnız anladım ki, bu blog işi düzenli giden bir şey değil. Bir uğruyon, bir gidiyon öyle devam ediyor işte. 

Evdeyim 4 aydır falan. Patladım. Üretkenlik desen sıfır. Hep ev temizle, yemek yap. Yemek bile yapmıyorum artık. Hem yaz geldi.. Kahvaltılıklarla geçiştiriyorum. Şaka maka yaz geldi ya!! Gençler Edischar neredeyse 1 yaşına girecek farkında mısınız :O Geçen yaz neydi bee. Hep beraberdik dimi? 

Anamm!! Bir kilo verdim kızz!! 61 kiloya düştüm şükür sonunda. Hala tombişim ama olsundu. Daha vereceğim ki. 

Şimdi öncelikle, bir plan hazırlamam gerek. 
Temizlik, kitap çevirisi, montessori sınavına çalışma ve yurt dışı için hazırlanması gereken evraklar. Bu yurtdışı muhabbetini ayrı bir başlıkta daha sonra anlatacağım. Aman hemen anlatırsam nazar felam değer. Kesinleşsin size gittiğim yerden kartpostallar atacağım :p 

Sizce de Edischar, Türkiye'de yaşamak için biraz fazla uçuk değil mi? Bir ülke yetmez ki, hayatını yaşamaya.. İlla yeni ülkeler, yeni hayatlar keşfetmeli. Kızçe, her gün değişiyor! Bir gün blogcu, ikinci gün ortada yok.. Te Allam.. Neyse, bu motive olma günlerinde beraber oluruz umarım.

Hepinizi özledim ki. Canlarım. Kimler burada? Nasıl gidiyor? Karantina modunda mısınız? Umarım hepiniz sağlıklı ve güvendesinizdir. 

Öptüm. Uzaktan.
Edischar. 

5 Mart 2020 Perşembe

Olduğumu Sandığın Kişi Değilim


Karşımdakinin gördüğü kadarım.
Ben değilim o görünen. Bir şeylerin yansıması. Karşımdakinin yansıması belki. ama ben değilim.
Çünkü beni tarif ederken "asıl benden" bahsetmiyorsunuz.

Ya ben tamamen yabancıyım kendime, ya da karşımda dururken, beni yargılarınız ve kendiniz kadar algılıyorsunuz.

Çok iyi niyetlerle bir şeyler yaparken kötü niyetli olarak yaftalanabiliyorum.
Canımı dişime katarak çabalarken, çalışırken "tembel"lik ile suçlanabiliyorum. Hayır bu ben değilim.

Olduğumu sandığınız kişi ben değilim.

Her dakika kalbimi ve kendimi kontrol ederken, sandığınız hataları yapan ben değilim.
Belki siz de benim sandığım kişi değilsiniz ama bir sır var burada.

Acı verici oluyor bazen bu, çünkü çabam iftiraya uğruyor. Haksızlığa uğruyor sarfettiğim enerji. Ben haksızlığa hiç gelemem.

Bu hayatta iftiralar can acıtıyor. Söylediğiniz kişi ben değilsem, bu da bir iftira ruhuma.

İyilerin olduğu bir yere taşınmak istiyorum. Sadece yaptığım iyiliklerin görüleceği bir yere. Evet, iyiliklerimi yapıp denize atamıyorum. Çünkü daha yaptığım iyiliği havada timsah gibi kapıp, kolumu da ısırıyorsunuz, kanatıyorsunuz, acıtıyorsunuz. Ben yine de yarım yamalak kanlar içindeki kolumla iyilikler yapıyorum ama gövdeme, kalbime kadar ısırıyorsunuz beni.

Sevileceğim bir yere taşınmak istiyorum. Mantıklı düşünenlerin yurduna. Aklını kullananların makamına taşınmak istiyorum.

Bu dünyada akıllı olmak zor iş! Halbuki insan, akıllı olduğunu sandığı zaman hata yapıyor en çok.. Belki kusurlarını görmek akıllılıktır. Ama siz hiç kusurlarınızı görmüyorsunuz!

Çok egoistim bugün. Dengim olanların yanına taşınmak istiyorum ben!
Edischar.

2 Mart 2020 Pazartesi

Bullet Journal for Beginners


Merhaba!
Kafamda onlarca proje, soru, zamanlama, planlar, İstanbul ve Bursa arası otobüs yolculukları.. Ödevlerim ve yapmam gerekenler. Hepsini adete beynimin bir köşesinde sürekli düşünüyorum ve somuta da dökmediğim için yol haritamı bir türlü kestiremiyorum.

Bunun akabinde uzun zamandır Bullet Journal videoları izliyordum. Yapmak istediğim şey düzgün bir ajanda tutmaktı. Ama ajanda nasıl tutulur bilmiyordum. Kafamın içindeki takvim yaprakları,hızla geçip giden günler ve bir türlü planlanamayan işler var olmaya ve beni strese sokmaya devam ediyordu.

Bullet Journal videolarını izledikçe de "Herkes mi sanatçı arkadaş ya? Yok mu bunun sade bir yolu? ama keşke ben de böyle güzel çizimler yapsam.." derken derken geçen hafta gidip yeni kalem, bant vs. almıştım hatırlarsınız.

Bugün de en sonunda defterin başına oturdum. Youtube'dan bir iki bullet journal videosu izledim ve beğendiğim temaya karar verdim. Sanatçı olmadığım için, gördüğüm bir şeyleri taklit etmek daha kolay olacaktı.
Ve tabi istesem de istemesem de bu benim tarzımda olacaktı. Çünkü el yazım, çizgilerim berbattır..

Ajanda sayfalarımda neye ihtiyaç duyduğumu belirledim ve "mart" ayı için bir plan oluşturdum. Hem de ajandamın sayfalarını süsledim.

Şimdi geçelim incelemeye!!
Işınlanalım!!!!

 Öncelikle defter olarak, Amerika'dan hediye gelen deniz atlı defterimi seçtim. Sayfaları çizgili. Bullet Journal yapmak için illa paralar bayılıp noktalı defter almaya gerek yok. Hem de öncelikle kendimi denemek istedim. "Keramet defterde değil, sende!" dedim. On numara deftere de sahip olsam, yeteneğim yoksa güzel bir şey çıkmayacaktı ve ben de verdiğim parayla kalacaktım. Hevesim ortadan ikiye, dikine bölünecekti.

Bu çizimi neredeyse iki hafta önce yapmıştım. Kaligrafi kalemim yoktu ve tükenmez kalemle denemiştim. Bugünse bir iki rötuşla ajandamın 2020 başlangıç sayfası olmaya hak kazandı.

Mart ayı tasarımını yaprak doodle'larından seçtim. Bu konunun estetikle alakası yok. Sadece basit ve yapabileceğimi düşündüğüm içindi. yoksa ben de kedili, medili çizimleri tercih ederdim. Mart=kedi, anladınız siz onu.

Kendime siyah dışında 3 renk belirlemiştim. Ajanda için sadece bu renkleri kullanmayı niyet ettim. Bu ay için gümüş, yeşil ve altın sarısını kullandım. Eğer heveslenirsem, yeni renkler katabilirim diğer aylar için.


Bu kısımda "mart" ayının takvimini ve denk geldiği günleri görüyoruz. Kutucukların içi hatadan dolayı epey renkli oldu. Boyadığım kutuların üzerine kalemle numara ve gün yazmak istedim lakin renkler gözükmediği için en sonunda sayıları boş kalan yerlere yazdım.

 Daha çok ödevleri planlamak için bu ajandayı kurdum. O yüzden "ödev sayfası" en işime yarayacak ve gerekli olan kısımdı. Günlerin yanına hangi konuları bitirmem gerekiğini yazıyorum.

Bu bölüm ise, "haftalık planlayıcı". 7 gün için sayfaları bölüp, günlük işlerimi not ediyorum.

Habit Tracker ve Mood Tracker. Yani "Alışkanlıklar" ve "Ruh halim" takipçisi.

İngilizce'de büyük i harfi yok biliyorum, boşluğuma denk gelmiş! Nazarı olsun!
31 gün için defteri bölümlere ayırdım ve hayatıma katmaya çalıştığım alışkanlıklarımı listeye ekledim. Eğer gün içinde o işi yaptıysam, ilgili kutucuğu boyayacağım. Bu şekilde, kendimi görmem daha kolay olacak.

Ruh hali için de bir sayfa ayırdım. Bu çok gerekli olmasa da diğer ajanda tutanlardan özendiğim bir sayfa oldu ve belki bu da aylık takvimde dengelerimi görmeme yardımcı olur. Her gün için ruh halimi ifade edeceğim renkler belirledim. Günlük olarak içlerini ruh halime göre boyayacağım. Genelde olduğum ruh hallerini seçtim. "Stresli-mutlu-neşeli ve şükreden". Hiç mutsuz ya da çok sinirli olmadığım için bunlar yeterli diye düşündüm. 

Benim "Bullet Journal"ım bu şekilde oldu. Size de ilham olmuştur umarım. 

Kendi ilham aldığım  "Bullet Journal" videolarını bırakıyorum. Link ten ulaşabilirsiniz. Türk youtuberlardan en beğendiğim ise Duygu'nun DIY günlüğü nde Aralık teması olmuştu. 

Umarım keyifle okumuşsunuzdur! Lütfen yorum bırakın.. 

Sevgiler
Edischar.

29 Şubat 2020 Cumartesi

Artık Yıl!


Heeeyy bugünn 29 Şubat yaa!! Ama yaa! Bugün de hayatımda bir değişiklik olmadı. Yine hayatımın aşkını bulamadım. 4 yılda bir gelen günde bir aksiyon, heyecan olaydı barim..

Sıkıldım mı ki ben? Ödev, temizlik, şehirler arası git gel..

24 yaşındayım, 25 e merdiven dayadım. 3 senedir de kimse yok hayatımda. Artık birisi için süslensem, birisini sevsem.. ve ona müzikler dinletsem. Sevsem onu yine. Fedakar olsam. Hem omuz olsam, hem omzum olsa..

Ayın sonunu düşünsek, yatmadan önce.. Güldürsem onu. Hem ben komiğim de. Komiklik yaparım. Çenem düşse, o da şapşallığıma gülse. Sevse.

30! mu olmam lazım illa. Yaşıtlarım evleniyor. Çocuk bile yaptılar. Ben de bir aile kursam ya kendime. Şimdi böyle aradayım.

Hangi evi temizleyeceğim diye plan yapıyorum. Bir tane evim olsa da onu temizlesem. Kendi evimizi.. Sade olsun. Az eşyalı.. Tütsü koksun, vanilyalı..

Az ama öz. Gel işte be adam!

Edischar.

28 Şubat 2020 Cuma

Kırtasiye Alışverişim ve Defterlerim


Merhabaaa!!!
Oh be sonunda düştük buralara.
Amanııınn ne yoğunluktu o öyle. Gelen giden, misafir ağırlamaca, kandil.. Baya bir yordu beni. Şimdi ikea poang koltuğuma attım kendimi. Resmen kalkmak istemiyor insan bu koltuktan. Bünyeye zararlı.

Aslında paylaşmayı geçen hafta planladığım ama işlerin planladığım gibi gitmemesinden mütevellit, kırtasiye alışverişimi paylaşacağım.

Hayatta en sevdiğim şey yemek yemek sanıyordum. Meğersem kırtasiye delisiymişim! Unutmuşum gitmeye gitmeye..
Bir yazarın, şairin kırtasiyeye uzun zamandır uğramaması ne büyük kayıp!


Edischar, kalemliğine neler katmış bir bakalım! Bu peluş kalemliğimin de hastasıyım ehue. Çocuklardan zor kurtarıyorum, sahip çıkmak isteyen çok oluyor !!


Bullet journal videolarını izlemeyi abartarak kendimi ajanda tutmak için gaza getirdim ve en sonunda gidip bir kaligrafi kalemi aldım. Aslına bakarsınız fırça uçlu bir kalem almak istiyordum. Lakin gittiğim kırtasiyede bu ürünü bulamadım. İstanbul'lular biliyor sanırım "nezih" diye bir mekan.

Kendime ajanda için siyah kalem dışında 3 renk belirledim, 

Yeşilli, ışıltılı bir mavi,

Işıltılı bir gümüş gri,

ve ışıltılı bir altın sarısı.
Kalemleri çok uygun fiyata aldım. 9.90 sanırım. Sharpie 13.50 olması lazım. Uzun zamandır kalem almadığım için, bunlara para vermek çok da sarsmadı beni..


Bu tatlış kitap ayracına ba-yıl-dım.! Tam bir kız çocuğuyum. Yanındaki mürekkepli kalemim de Amerika'dan yazın hediye gelmişti.


Ajandamın içini süslemek için, kalem renklerime uyması açısından gümüş renk bir bant aldım.



Acayip işe yarar bir 2020 cep ajandası edindim. Sadece günlük yapacağım işleri içine not edebileceğim bir düzene sahip! Tam da aradığım şey! ve çok hafif..



"Tuhaf" dergisini ilk defa gördüm. İçeriğini merak edip aldım. Ayhan Sicimoğlu röportajını beğendim. Ailecek şaşkınız. Yoğunluktan dolayı sadece Bursa-İstanbul otobüsünde bir kısmını okuyabildim. Keyiflice dergimi okumaya acilen devam etmek istiyorum.

Vee defterlerim.. 
Az sayıda da olsa varlıkları beni mutlu ediyor.


Pembe defterim Hollanda'dan geldi ve henüz bir çizgi bile atmadım..


Bu siyah defterimin kenarları yaldızlı ve ahımı çekmiştir. Şiirlerimin bir kısmına şahittir..


Ahımı çekmeye Amerika'dan gelen deniz atlı defterim devam ediyor. Ve tabi ajanda moduna geçmeye de hazır. 

İlk defa böyle bir yazı hazırladım. Umarım eğlenmişsinizdir. Ben kullanırken de paylaşırken de çok mutlu hissettim!!

Tıkırtılı bir yazı planlıyorum. :)))))) Olursa paylaşacağım yakında.. 
Bu arada, sizler nasılsınız? 

Sevgiler.
Edischar