Hayat bu. Her şey tıkırında olamayabilir. Çoğu zaman tıkırında değildir zaten. Sen yeni gelen durumu kabullenirsin, hepsi bu.
Aslında dünden hayal ettiğim, sabah erkenden işlerimi halledip kütüphaneye kaçmaktı. İngilizce çalışıp, blog ile ilgilenecektim. Saat 14:12 ve duştan çıkarken resmen gökyüzü savaşları çıkmıştı.
Bir fırtına bir yağmur sorma gitsin. Diyordum önce kuaföre, sonra kütüphane tamam bugün hallolur. İşte öyle yağmur yağınca evde kalmayı tercih ettim.
Hayır çıkmasına yine çıkarım ama bilgisayar, bilgisayar değil uzay mekiği. Taşırken kollarımı , omzumu yolda bırakıyorum. (Ya da ben uzay mekiğiyim, parçalarımı bırakarak ilerliyorum.) E bir de yağmurlu olunca hiç o yol yürünmez.
Eğer hava biraz düzelirse kaş bıyık operasyonu için kuaföre gidebilirim.
Bugün diyetimin resmi başlangıç günüdür. Zaten sağlıklı beslenme kararı almıştım. Arada bir cips, hamurişi yiyordum ama tümden kesiyorum. "Ya hep, ya hiç "ci yapım gereği ağzıma bir lokma bile yasaklı yiyecek koyamam. Çünkü bir kere yasağı delersem anında eski moduma geri dönerim.
Sabah köy domatesli, sumaklı semizotu salatası yanına da dereotlu omlet. Yeşilliklere boğuyorum kendimi. Şu el robotlarından olsa yeşil smoothie ler yapardım. Dur-du-ru-la-maz-dım.
Anneciğim senelerdir neden bamya sokmamış eve anladım. O bamyayı temizle temizle bitmiyor. Gına geldi. Bir de minare şeklinde soyuyormuşsun şapkasını. İyi oyaladı. Geç kalma sebeplerimin başında bu gelir. Lakin yemeğim enfes olmuş. Zaten güzel yemek yaparım. Yemesini de severim.
Bamya pişirirken, "Allah'ım ben büyüdüm de bamya pişiriyorum!" deyip duygulandım. Ev arkadaşım da kıs kıs güldü.
Canım ev arkadaşım. En doğal hallerimi görüyor. Bitmeyen esprilerimi, hatta saçma sapan esprilerimi dinleyip bana katlanıyor. Bir de tam tersimdir kendisi. Soğuk mizaçlı ve zayıf kupkuru bir şeydir. Lakin bir araya geldik geleli o da bir espriler patlatıyor evde şen şakrak oldu. Ne de güzel oldu.
Havadan bahsediyordum. Heh resmen sonbahar gibi.. Yağmur yağıyor, hava da hafif serin, çektik pijamaları koltuktan dışarıyı izliyoruz. İşte o kitap, renkli noel patiği, kahve fotoğrafı çekmelik hava.
Sonbahar özlenmiş. Ne güzel gelir şimdi o. Her yer pastel tonlar ve yere usulca düşen geniş yapraklar. Belki Sweet November :)
İyiden iyiye kıyafet konusunu dert etmeye başladım. Ama güzel şeyler olacak biliyorum. Aslan burcu olmam gereği güzel giyinmeliyim. Arkadaşlarım kilomu göz önünde bulundurup, robadan elbise giy bak ne güzel olur sana diyorlar. Ben? Elbise ? İkisi yanyana bile eğreti duruyor. Aslında şöyle pamuklu, etnik kumaşlı bir şeyler yakışa da bilir. Denemek lazım.
Robadan elbise de, baştan aşağı salaş elbise türü işte. Hiç google görsellerde falan aramayın sadece tesettüre yönelik elbiseler çıkıyor. Söylemek istediğim onlar değil.
Elime kitabımı alıp yağmurun şıpırtısını dinlemeye gidiyorum.
Sevgiler.
Edischar.




















