9 Eylül 2019 Pazartesi

Kısa Bir Mola


Montessori kampına kısa bir mola verdim. Vermek zorunda kaldım da diyebiliriz. Hedef iptal olmadı, döner dönmez tüm hızıyla devam edecek. 2 gün boyunca Eskişehir'de olacağım. 

Dün bütün gün aşure ve misafir ağırlamayla geçti. İlk defa aşurenin nasıl yapıldığını gördüm ve artık seneye belki kendi başıma bile yapabilirim :) Tabiki en en en sevdiğim tatlıdır kendileri. Pişerken biraz tadayım, olduktan sonra tadayım, misafirlerle de bir tabak yiyeyim derken epey abartmışım olayı. Zaten neyi tadında bıraktım ki bugüne kadar ? Olsun, bütün yıl bu stokla yaşanır. 


Bu sabah Eskişehir'e geldim. 5 yıl üniversite okuduğum şehir. Ailem de burada olunca uğramak için sebep oldu. Annem de yıllık izne ayrıldı. Bana da hava değişikliği şart oldu.

Bu kadar zaman geçirdiğim şehrin bu kadar yabancılaşması müthiş tuhaf geldi. Sanırım o zamanlar baya popüler biriydim buralarda. Hayatın tadını çıkarırken de abartıp sosyallikte çığır açmıştım. Her türlü arkadaş grubum vardı. E öyle olunca bu küçük şehirde yürürken her sokakta tanıdık biri karşıma çıkıyordu. Sanırım artık bizim zamandan da kimseler kalmadı. Şuan ise özgürce dolaşıyorum. Görsem de selam vermem çoğuna. Kafa yapım seneler içinde baya bir değişti. Daha seçiciyim. Büyüyoruz be hacım.



Bursa'yla kıyaslamaya değmeyecek bir şehir benim gözümde yine de. Bursa'ya aşığım. Havasına, dokusuna, tarihine.. Mahremiyetine. 

Bir turist edasında güzel görüntüler yakalamaya çalıştım. Buralara bir yerlere salıyorum. Buraya Sin City ismini taktım. 




Eflatun kafede kitap okumayı severdim.

Şimdi annemle kek ve poğaça pişirmeye gidiyorum. Gecenin ilerleyen saatlerinde Ağaç Ev yazım gelecek. Az kaldı :) 

Görüşmek üzere
Edischar.

Ağaç Ev Arşivi - 1

Merhabaaa,
2 gündür uğrayamadım. Birazdan yayın üstüne yayın gelecek :)
Ağaç Ev'in ilk turuna katılan tüm arkadaşlara teşekkürler. İşte geçen haftaki konumuz olan "Televizyon" ile ilgili tüm blog yazarlarının cevapları aşağıda. Herkesin elceğizlerine sağlık. 


































Edischar 

7 Eylül 2019 Cumartesi

Montessori Kampı 2.Gün


Kampım tüm hızıyla ve ilgi çekiciliğiyle devam ediyor.
Anaokulu seviyesi Montessori öğreniyorum şuan. Asıl amacım ilkokul seviyesini öğrenmekti. Öncelikle anaokulunu bilmem gerekiyor diye düşünüyordum. Aslında öyle bir gayrete gerek olmadığını öğrendim. Lakin anaokulundaki materyalleri, ilkokulda da devam ettireceğim için şuan yine de öğrenmemin artısı olacağını düşünüyorum.

Montessori öğretmeni olan arkadaşlarım felsefik kısmıyla daha çok ilgilenmem gerektiğini söylüyorlar. O yüzden bol bol konu anlatımı, Montessori felsefesi, Montessorinin ince noktaları, çocukların düşünce tarzını çalışıyoruz.

Şimdi ne alaka, bu kız inşaat mühendisi. Neden Montessori öğretmenliği çalışıyor?
Esas kritik noktaya geldik sanırım.
İnşaat mühendisliğini devam ettirmemeye karar verdim. :O
Çok ani ve keskin bir karar evet.
Ama hayatıma Montessori öğretmeni olarak devam etmemin benim için daha iyi olacağını düşünüyorum. Tüm işaretler de bunu gösteriyor. Belki eğitimleri tamamlama sürecine kadar mesleğime biraz da olsa devam edebilirim ama hayatımın geri kalanında tamamen Montessori Öğretmeni olmayı seçiyorum.
O zaman niye bu bölümü okudum? Bilmiyorum. Bu alanı Montessori ye katabileceğimi düşünüyorum. Tabiki benim için çok ani bir değişim. Bunu seçmemde bir çok faktör var.
Ablamın Montessori okulunun olması da konuya dahil.

Bu alanda daha çok ilerleyip, kendimi keşfedebileceğimi fark ettim. Ve çocukların hayatında ufak da olsa bir rolüm olsun isterim. Bu doğrularına ve etkilerine inandığım bir eğitim sistemi.



Bir ay sonra ilkokul eğitimi anlamında güzel bir kurs buldum. Bir sene boyunca eğitim almayı düşünüyorum. Şuan proje aşamasında fikrim lakin 1 hafta içinde belli olacak.

Olumsuz eleştiri kabul etmiyorum. Bu benim hayatım ve her zamanki gibi saygı bekliyorum.

İnşaat mühendisi olurken de herkes karşı çıkmıştı. Ben kendi yolumdan gidiyorum ve direksiyonun benim elimde olması müthiş güzel. Dopamin hormonlarım aktif.


Ha biliyor musunuz,
Montessori metodunda ;
-Çocuğa "Aferin" içerikli övgü sözcükleri kullanmıyoruz. Çünkü dış disiplin değil, iç disiplini öğrenmesini istiyoruz. -Neyi neden kendi için yaptığını bilsin.-

-Çocuklar ne dediğimize değil ne yaptığımıza bakıyorlar. Yani biz "Yemeği çatalla yemelisin deyip, o varken elle bir şeyler yiyorsak" bu tamamen kırılıyor.

-Her konuda çocuklar bizi taklit ediyor. O yüzden davranışlarımıza çok dikkat etmek zorundayız. Bu aynı zamanda müthiş bir kendini geliştirme fırsatı sunuyor. Çünkü yaptığın her şeyi alıyor ve senden kötü bir şey öğrenmesini istemiyorsun.Konuşma tarzın, iletişimin, hareketlerin hepsi çok önemli.

Biraz Montessori videosu izleyip, kitap araştıracağım.
Sanırım aşure yapma vakti de geldi. Bugün bir alışverişe çıkabilirim.
Yarın Ağaç Ev Sohbetlerinin 2.konusunu duyuracağız.

Yeni hedefler ve planlarımı sizinle paylaştığım için mutluyum. Umarım konuyu daha da çok seversiniz. Kamp sürecinde olduğum için bu konuya ağırlık veriyorum. Zaman zaman tatlı tatlı konuşuruz yine. Öptüm.

Sevgiler
Edischar.

6 Eylül 2019 Cuma

Montessori Kampı 1.Gün



Güzeller güzeli Cuma gününden herkese Selam,

Dünkü yazımda bütün gün mutfakta olacağımdan bahsetmiştim. Yemekler, misafir ağırlama her şey tıkırında ilerledi. Görev tamamlandı.

En zorlayan yemek patlıcan dizme oldu. Tarifte patlıcan, biber, soğan ve domatesleri sırayla diziyordunuz. Bir türlü düzgün sırayla yapamıyorum haydaaa. Birden aklıma Barış Manço'nun domates biber patlıcaan şarkısı geldi. Tarifteki sırayı bilmem ben Barış Manço'nun sırasıyla dizdim sebzeleri. O şekilde altından kalkabildim.

Bugün ise yeni bir hedef ile karşınızdayım. "Montessori Kampı.". 
Öncelikle "kamp" nedir? Çadırlı, doğalı olanından değil. Onu zaten biliyorsunuz. Kamp yapmak, bir hedef koyup belli bir sürede onu tamamlamak anlamına geliyor. 


Montessori Materyalleri

Montessori nedir? 
Montessori, çocuğun bireysel becerileri ve ilgi alanlarına uygun olacak şekilde, her çocuğun farklı öğrenme hızına sahip olduğunu kabul eden, özgür eğitim bilimidir. İsmini ise yöntemin geliştiricisi olan İtalya’nın ilk kadın doktoru, Pedagog Maria Montessori’den almaktadır.

Bu en genel, dünyada kabul edilmiş Montessori tanımı.
Benim anladığıma gelelim.
Her çocuk özeldir, her çocuğun farklı ilgi alanları ve yetenekleri vardır. Her çocuğun öğrenme hızı farklıdır. Her çocuğun öğrenimi birebir takip edilmelidir. Çocuklar her şeyi dokunarak öğrenir. 

(Sıkılmıyorsunuz dimi? Sabredin, bitiyor.)

Montessori materyalleriyle okuma, yazma, matematik, günlük yaşam becerileri kazandırılır. Çocuk bu eğitim metoduyla bireysel ihtiyaçlarını kendi gidermeyi öğrenir. Neyi neden yaptığını bilir, kendini tanır. Bu eğitimi alan bir çok insanın büyük başarılara imza atmış olduğunu görüyoruz. Aşağıya bu eğitimi almış birkaç isim bırakıyorum.

Prens William ve Prens Harry – İngiliz Kraliyet Ailesi Prensleri.
Jeff Bezos, Amazon'un kurucusu.
Beyonce, 16 Grammy ödüllü şarkıcı
Sergey Brin ve Larry Page, Google'ın kurucuları
George Clooney, Oscar ödüllü aktör.
Helen Hunt, Oscar ödüllü aktris.
Gabriel Garcia Marquez, Nobel ödüllü yazar.
Dakota Fanning, Aktris.

ve daha nicesi Montessori eğitimi almış başarılı insanlar.

Tabiki şuan en kaba tabiriyle anlattım. Bu bir hafta kampa girip Montessori eğitimi almış arkadaşımdan videolar, notları takip edip 1 haftada eğitimi tamamlamayı planlıyorum. Neden böyle bir alana yöneliyorum, ilerleyen günlerde açıklayabilirim. Ama sürprizli şeyler olacak gibi. 

Umarım bu konudan sıkılmaz, ilgiyle takip ederseniz. Yeni şeyler öğrenmeyi seviyorsanız, hoşunuza gidecektir diye tahmin ediyorum.

Şimdi ilk derse başlamaya gidiyorum.

Sevgiler
Edischar

5 Eylül 2019 Perşembe

Edischar in the Kitchen


Okuyom ben ya!
Bir ara böyle bir video dolanıyordu. Sahi kaç sene geçti üzerinden? Okğğğuuyom ben ya!
Dün kütüphaneye gittim. Hani şu kitapların pahalı olduğuna dair bir yazı yazmıştım geçen günlerde. İsyanlardaydım çünkü aradığım kitabı bulamamıştım kütüphanede, almaya gittiğimde de kitap 40 TL ydi. Dedim yine bir şansımı deneyeyim, belki kitabı bulurum bu sefer. Hakkaten de öyle oldu. İstediğim kitap kütüphane rafında ışıl ışıl duruyordu. Hem de 2 tane birden gelmişti.
Şimdi kitabın adını yazacağım, hemen "Aaay onun filmi de vaar :)" demeyiniz. :D

Jojo Mayes-Senden Önce Ben kitabın adı. Bu yazarı çok sevdim. Kitapları o kadar akıcı ki, en meşhur kitabını da okumak istedim. Çok akıcı yine bu kitap da ve büyük bir sevimlilikte ilerliyor. Şimdiden 100 sayfa okudum bile.

Bugün misafir var. Büyük bir yemek organizasyonu yapmalıyım. Dünden belirledim neler yapacağımı.

Yoğurtlu Kabak Çorbası
Semizotlu Bulgur Pilavı
Mozarellalı Patlıcan Dizme
Belki yanına da komposto.

Resmen vejetaryen menü hazırlamışım. Ama et severim. Bir ara vejetaryenliği denedim 3-4 ay sürdü. Bir daha da böyle bir şeye bulaşmam diye düşünüyorum.

Bütün günümü pazar, market ve mutfakta geçireceğim. "Kolay gelsin" dileklerinizi alırım.

Sevgiler
Edischar

4 Eylül 2019 Çarşamba

Aşk-ı İnternet


FAUN - Federkleid 

Merhaba,
Misafirliğe davetliyim bugün. Ama gitmeyeceğim. İnternetime henüz kavuşmuşken evden dışarı adım atamam söyleyeyim.
Oh be evde internet olması rahatlığı varmış.Resmen ortaçağdan geliyorum. 2 sene internetsiz evde yaşadım. İnternetim gelir gelmez de izlemek istediğim filmleri, dizileri hemen izlemeye koyuldum.
Dün "Five Feet Apart" filmini izledim. Daha önce bu konuda bir film izlememiştim. Güzel oldu. Beğendim. Çok aşırı beğenmedim ama ortalarda işte, izlettiriyor. "Bu nasıl film adı" diye söylenirken filmin ilk 10 dk sında falan anladım olayı. 


"Stranger Things" 3.sezon 3. bölüme geçtim. Bu sezon da biterse naparım diye yavaş yavaş izlemeye çalışıyorum. 2. sezondan direk 3.sezona geçince çocukların büyümesini görmek beni feci duygulandırdı. Bir boy atmış hergeleler. Hele El tam bir genç kız olmuş. Ben şok. Bir sonraki sezon 2 sene sonra çekilecekmiş diye bir duyum aldım amaaaannn leleleleleel nasıl bekleriz 2 sene???


Yıllarca "Leyla ile Mecnun" izlememek için direnmiştim. Lakin bir iki ay önce falan ev arkadaşımla bölümleri indirip yavaş yavaş izlemeye başlamıştık. Ben gidiyorum kütüphaneden bilgisayara indiriyorum bölümleri, getiriyorum evde izliyoruz. Olaya bak. Çileye bak. Youtube dan inen dizilerde o vardı, onu seçmiştik. Gerçi sonra baya beğendim. Güldürücü. Belki ona devam ederim hafiften.

AMA bir şey fark ettim ki, dizi izlerken kitap okumayı özlüyorum. Beynim böyle bağırıyor "Açım been kitabımı getiiirr.". Şuan okuduğum kitap da iyice sıktı. Muhyiddin Şekur-Yazdan Kalan Son Gül. İlk başlarda çok iyiydi ama bu törenler, ayinler beni çok yordu. Şu bölümü atlıyım, bu bölümü atlıyım diye diye geçiyor..

Bu kitabın arasında başka bir kitap bitirdim. Debbie Macomber-Yıldızlı Gece. Valla seviyorum bu ablayı. Sıcacık yazıyor. On İki Gün kitabını da sevmiştim.

Bu arada sağ tarafta Edischar JukeBox u sürekli güncel tutmaya çalışıyorum. Paylaştığım müzikleri kolayca dinleyebilirsiniz. 

Motivasyon anlamında da kendimce bir şeyler yapıyorum. 
-İki gün önce tüm dolabımdaki kıyafetleri yıkadım ütüledim, düzenledim bir güzel.
-Voscreen programından İngilizce çalışıyorum.
-İngilizce altyazılı TedTalks izliyorum.
-Kitap okuyup, film izlemek de benim için kendini geliştirmeye dahil. 

Zaten hedeflerim bunlardı, güzel ilerliyor. Dünyayı kurtarma hedefim olmadığı için yeterli şuan :D

Belki bir kitap okuma challenge yaparım ilerleyen günlerde. Hatta klasiklere geçsem süper olacak. Klasik akıcı kitap önerisine ihtiyacım var. Çünkü eğer bir kere okuyamazsam hepsini bir kenara atarım. Biliyorum kendimi.

"Klasik Kitap" önerisi bırakır mısınız aşağıya bir yerlere? :)

Gününüz güzel geçsin.
Edischar

3 Eylül 2019 Salı

Bir Ay Önce Bugün


Ev arkadaşım kakaolu pancake yapmış bu sabah. İçine biraz fındık kreması sürdüm, afiyetle yiyorum.

Bir ay önceye geri gidelim mi ?

3 Ağustos 2019. Tam da bir ay önce şu saatlerde blog yazmaya başladım.
Şaka gibi ama gerçek. Sadece 1 ay oldu ve ben sanki hep buradaymışım gibi hissediyorum. Bunun sebebi de blogger da tanıştığım güzel insanların samimiyeti, sıcakkanlılığı.
İşsiz kaldığım için zor bir dönemden geçiyordum ve bocalıyordum. Bir şeyler yapmam gerek hissiyle doluydum. Ve bu içimdekileri yazmak istedim. İlk yazım işte bu şekilde ortaya çıktı. 6 ay sonra nerede olacağım diyordum kendime. 1 ay sonra nerede olduğumu görünce mutluyum :)

Motivasyon üzerine kuruldu bu blog. Yapmak istediklerimi, niyetlerimi paylaşarak işe başladım. Hedeflerimi yerine getirdikçe bloga da yazdım. Belki çok basit görünen ama benim hayatımda kesinlikle olması gerekenlerdi bunlar.

Bir ay içinde neler oldu?

İlk yorum geldiğinde çok heyecanlandım. Evet yazıyordum ama yazılarımın okunmasını da istiyordum tabiki. İlk yorum yapanlardan biri Sevgili Taha Akkurt'du. Beni o kadar cesaretlendirdi ki inanamazsınız. Hiçbir beklentim yoktu ve Taha'nın ardı ardına gelen övgüleri beni kendime inandırdı :) O yüzden Taha'ya çok şey borçluyum.

Bu bir aya,
1 Mim,
1 Keşf-i Blogger Etkinliği,
1 Ağaç Ev Sohbetleri Projesi,
1 Heredot,
1 İnternet bağlatma serüveni,
852 yorum,
107 arkadaş,
43 gönderi, sığdırdık.

Ve diğer arkadaşlardan gelen 2 mim cevapladım bu süreçte. Birçoklarınızın sayfasını her gün ziyaret ettim. Etkileşimde kaldık. Bundan sonra da umarım uzun yıllar beraber kalırız ve güzel projeler gerçekleştiririz. Umarım bu platform hepimize yararlı olur. Unutulmayacak dostluklar kurarız.

Blogger'ı ve sizleri çok sevdim. İyi ki varsınız.

Sevgiler
Edischar

2 Eylül 2019 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri - 1


Merhabaaaa ,
Bomba gibiyim bugün. İnternetim henüz bağlandı. Çok şükür!!!!

Taha Akkurt ile beraber beyin fırtınaları sonucu yeni bir etkinlik başlattık. Daha önce hiç yapılmamış ve samimi, sıcacık bir etkinlik. Oldukça da faydalı olacağını düşünüyoruz.
Açıklama için Taha'nın sayfasına ışınlanın.

"Ağaç Ev Sohbetleri"nin ilk sorusu ve konu hakkındaki fikirlerim işte aşağıda ! Hadi keyifli okumalar..

Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebi nedir?

İlk olarak aklıma başka sorular takıldı. Önce onların cevaplarını arayacağım.
Televizyonu kim icat etti? İnternette biraz araştırınca Amerikalı mucit , Philo Taylor Farnsworth ismine rastladım. Emeği geçen 3 kişi daha çıkıyor arama sonuçlarında ama televizyonun mucidi kabul edilen kişi Amerikalı Philo. Patentini o almış. 1927 ve 1930 yılları arasında çalışmalar yoğunlaşmış bu yüzden televizyonun icadının net bir tarihi yok.


Ülkemizde ise 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ilk yayın denemelerine başlamış. Önceleri sadece Beyoğlu'nda deneme yayınlar izlenebiliyormuş. 31 Aralık 1968 tarihinde ise TRT resmi olarak televizyon yayınına ülkemizde başlamış. Bunun ile ilgili daha detaylı bir belgesel bırakıyorum.

Aslında çok uzun yıllar olmamış televizyon evlerimize gireli.
Demek o tarihlerden önce daha mı çok gazete, kitap, ansiklopedi okunuyordu? İnsanlar daha mı yararlı işlerle uğraşıyordu?  İlk televizyon yayınlarında da oldukça yararlı programlar yapılıyormuş. Keşke hep öyle kalsaydı. Boş beleş dizilerle dolmasaydı.

Benim ise televizyon ile ilişkim şu şekilde başladı.

5-6 yaşlarında falanım. Sabahın erken saatlerinde uyanırdım ve ayıcıklı sarı pijamalarımla hemen o kara kutunun önüne geçerdim. Tüplü. Düğmeye basınca rengarenk çizgi filmler çıkıyor ne de olsa. Winnie the Pooh, Bugs Bunny, Şirinler gibi çizgi filmler favorimdi. Tom ve Jerry de var. Önümüze ne konsa izliyoruz tabi.

Annem saat 11 gibi uyanırdı, o zamana kadar ben de abur cubur bir şeyler yerdim televizyon karşısında. Baya yoğun bir ilişkimiz vardı.(Kendi çocuğuma bunu yapmamayı düşünüyorum.)

Neyse daha sonra televizyon hep hayatımdaydı. Lise zamanlarında en çok "Adını Feriha Koydum", "Muhteşem Yüzyıl"(İğrenç bir dizi, kesinlikle böyle bir Osmanlı yok), "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizilerini izliyordum.Bunlar televizyonla son bağım olacaktı. Televizyon hiçbir zaman bu kadar hayatımın merkezinde olmayacaktı.

Üniversiteye geçince televizyon bir anda hayatımdan kayboldu. İzlemeye vaktim yoktu. Daha farklı şeyler ilgimi çekiyordu. Saatlerce başında oturamayacak kadar hayatı tanıyordum.

6 senedir hayatımda televizyon yok. Evime de televizyon almadım. Onun yerine kitap okuyorum, dergi okuyorum, el işi buluyorum. Ve boşluğunu hiç ama hiç hissetmiyorum.

Televizyonda güzel bir format olsa takip ederdim ama şuan öyle bir çekiciliği de yok.
Kaldı ki güzel yayınlar yapan yeni internet kanalları çıktı. Yabancı diziler var. Netflix, blutv türevi kanallar daha revaçta. Youtube var. Ya da beğendiğin bir diziyi sadece takip edebiliyorsun internetten. Bu şekilde de reklamlar ve özetler ile hayatından dakikaları götüremiyorlar.

Uzun lafın kısası ben televizyon izlemiyorum. İzlemeyi de düşünmüyorum hayatımın geri kalanında. Herkesin düşüncesine de saygı duyuyorum.. :)

Bu "Ağaç Ev Sohbetleri"nin ilkiydi.Kendi düşüncelerimi olduğu gibi serdim önünüze. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Bir sonraki hafta görüşmek üzere.

Umarım sizde sorunun cevabını, kendi fikirlerinizi sayfanızda yayınlarsınız. Önümüzdeki pazar günü yazıyı cevaplayan tüm arkadaşların linkini paylaşacağız Taha ile. :)

Sevgiler.
Edischar

1 Eylül 2019 Pazar

Hayat Pahalı, Kitaplar Daha Pahalı

Hey dostum. Dün kitapçıya girdim ve istediğim kitap tam tamına 40 TL ydi. Hem de her yerde bulunan , bilinen bir yazarın kitabı. Neden dostum neden? Kitap alamıyorum, istediğim kitapları alıp okuyacak kadar param yok..
Elindeki kitapları okumam için bana gönderecek biri, ya da tanıtım için kitap gönderecek bir yayınevi olsaydı, fena mı olurdu? :(

Eylül Bereketi


Eylül 1. Bereketiyle geldi.
Hoşgeldin.

Evde hemen bir temizlik yapıldı. Yeni ayın, yeni mevsimin güzel geçmesini diliyorum. Eskileri, yorgunlukları silip süpürsün. Mayışıklık gitsin üstümüzden. Okullar açılsın, iş hayatına dönelim, düzene kavuşalım. Enerjimiz yerine gelsin.

Sonbahara özgü filmlerimiz izlensin. Bazanın altından mevsime ait kıyafetler dolapta yerini alsın..

Bugün tam da sonbaharın keskin havası var. Artık yaz havası kayboldu. Bir ayaz, bir keskinlik oluyor havada tahmin ediyorsunuz. İşte bugün öyle Bursa. Hani sıcak ama bir ürperti de var.

Eylül. İsmin bile ne kadar güzel. Bambaşka bir aysın sen. Silkinmenin, kendi içine dönüşün, kahvenin, sarı yaprakların, güvene duyulan ihtiyacın ayısın.

Sanki bu ay daha çok güvenecek insanlara ihtiyacım var. Sanki bu ay hayatımda yeni biri olsa ne de güzel olur. Kaybolan havadaki sıcaklığın yerini onun sıcaklığı doldursa.. (Romantik miyim neyim)

-Okuduğum kitapları not edeceğim bir defter yaptım bugün kendime. Evet evet, defter yaptım. Sade.
-Bu ay daha çok kitap okumaya niyet ediyorum.
-Denizatı desenli mavi defterimi biraz da ajanda gibi kullanıyorum. Yapacaklarımı da yazıyorum içine. Madem bu kadar sevdim defterimi, e hep yanımda olsun bari.
-Bu ay biraz daha yerli yerinde olmaya niyet ediyorum

Şimdi biraz İngilizce çalışıp,  İngilizce altyazılı TEDTalks izlemeyi planlıyorum.

Adios amigos

Edischar.