Merhabaaaa ,
Bomba gibiyim bugün. İnternetim henüz bağlandı. Çok şükür!!!!
Taha Akkurt ile beraber beyin fırtınaları sonucu yeni bir etkinlik başlattık. Daha önce hiç yapılmamış ve samimi, sıcacık bir etkinlik. Oldukça da faydalı olacağını düşünüyoruz.
Açıklama için Taha'nın sayfasına
ışınlanın.
"Ağaç Ev Sohbetleri"nin ilk sorusu ve konu hakkındaki fikirlerim işte aşağıda ! Hadi keyifli okumalar..
Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebi nedir?
İlk olarak aklıma başka sorular takıldı. Önce onların cevaplarını arayacağım.
Televizyonu kim icat etti? İnternette biraz araştırınca Amerikalı mucit , Philo Taylor Farnsworth ismine rastladım. Emeği geçen 3 kişi daha çıkıyor arama sonuçlarında ama televizyonun mucidi kabul edilen kişi Amerikalı Philo. Patentini o almış. 1927 ve 1930 yılları arasında çalışmalar yoğunlaşmış bu yüzden televizyonun icadının net bir tarihi yok.
Ülkemizde ise 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ilk yayın denemelerine başlamış. Önceleri sadece Beyoğlu'nda deneme yayınlar izlenebiliyormuş. 31 Aralık 1968 tarihinde ise TRT resmi olarak televizyon yayınına ülkemizde başlamış. Bunun ile ilgili daha detaylı bir
belgesel bırakıyorum.
Aslında çok uzun yıllar olmamış televizyon evlerimize gireli.
Demek o tarihlerden önce daha mı çok gazete, kitap, ansiklopedi okunuyordu? İnsanlar daha mı yararlı işlerle uğraşıyordu? İlk televizyon yayınlarında da oldukça yararlı programlar yapılıyormuş. Keşke hep öyle kalsaydı. Boş beleş dizilerle dolmasaydı.
Benim ise televizyon ile ilişkim şu şekilde başladı.
5-6 yaşlarında falanım. Sabahın erken saatlerinde uyanırdım ve ayıcıklı sarı pijamalarımla hemen o kara kutunun önüne geçerdim. Tüplü. Düğmeye basınca rengarenk çizgi filmler çıkıyor ne de olsa. Winnie the Pooh, Bugs Bunny, Şirinler gibi çizgi filmler favorimdi. Tom ve Jerry de var. Önümüze ne konsa izliyoruz tabi.
Annem saat 11 gibi uyanırdı, o zamana kadar ben de abur cubur bir şeyler yerdim televizyon karşısında. Baya yoğun bir ilişkimiz vardı.(Kendi çocuğuma bunu yapmamayı düşünüyorum.)
Neyse daha sonra televizyon hep hayatımdaydı. Lise zamanlarında en çok "Adını Feriha Koydum", "Muhteşem Yüzyıl"(İğrenç bir dizi, kesinlikle böyle bir Osmanlı yok), "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizilerini izliyordum.Bunlar televizyonla son bağım olacaktı. Televizyon hiçbir zaman bu kadar hayatımın merkezinde olmayacaktı.
Üniversiteye geçince televizyon bir anda hayatımdan kayboldu. İzlemeye vaktim yoktu. Daha farklı şeyler ilgimi çekiyordu. Saatlerce başında oturamayacak kadar hayatı tanıyordum.
6 senedir hayatımda televizyon yok. Evime de televizyon almadım. Onun yerine kitap okuyorum, dergi okuyorum, el işi buluyorum. Ve boşluğunu hiç ama hiç hissetmiyorum.
Televizyonda güzel bir format olsa takip ederdim ama şuan öyle bir çekiciliği de yok.
Kaldı ki güzel yayınlar yapan yeni internet kanalları çıktı. Yabancı diziler var. Netflix, blutv türevi kanallar daha revaçta. Youtube var. Ya da beğendiğin bir diziyi sadece takip edebiliyorsun internetten. Bu şekilde de reklamlar ve özetler ile hayatından dakikaları götüremiyorlar.
Uzun lafın kısası ben televizyon izlemiyorum. İzlemeyi de düşünmüyorum hayatımın geri kalanında. Herkesin düşüncesine de saygı duyuyorum.. :)
Bu "Ağaç Ev Sohbetleri"nin ilkiydi.Kendi düşüncelerimi olduğu gibi serdim önünüze. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Bir sonraki hafta görüşmek üzere.
Umarım sizde sorunun cevabını, kendi fikirlerinizi sayfanızda yayınlarsınız. Önümüzdeki pazar günü yazıyı cevaplayan tüm arkadaşların linkini paylaşacağız Taha ile. :)
Sevgiler.
Edischar